Haber Detayı
23 Mayıs 2019 - Perşembe 15:26 Bu haber 384 kez okundu
 
Düzce'nin Tarihine Bir de Böyle Bakın
Düzce’nin tarihi ile Herotot, Xenophon ve Strabon gibi Antikçağ yazarlarının, Milattan Önce (MÖ) 1200-700 yılları arasında Thrak (Trakyalı) halkların yurdu olarak ifade ettiklerini biliyor muydunuz?
KÜLTÜR Haberi
Düzce'nin Tarihine Bir de Böyle Bakın

Düzce Antikçağ'da Bithynia adı verilen bölge içerisinde yer almaktaydı. Bölgenin adı, Thrak kökenli bir kavim olan ve bu bölgeye M.Ö.I. binin başlarında yerleşen Bithynler'den gelmekte. Çeşitli kavimlerin ve devletlerin yönetiminde kalan yörenin, ilk yerleşim bölgesinin Düzce merkezden önce bugünkü Konuralp kasabasında olduğu ortaya çıktı. Bunun sebebi Düzce’nin yerleşime uygun olmayân bataklık yapısıydı. Yörenin coğrafi konumu ve dönemin siyasi, askeri, ekonomik ve sosyal nedenleri Pusias ad Hypium adı ile bilinen Konuralp’in antik dönemde ve sonrasında önemli bir yerleşim yeri olarak şekillenmesinde etkili oldu. Hem o dönemlerde hem de Osmanlı döneminde Düzce, askeri bir güzergâh üzerinde yer alması nedeniyle, giderek önem kazanan bir yerleşim yeri oldu. Mevcut araştırmaların Düzce merkez ilçesinin tarihi ile ilgili olarak 14. yüzyıldan daha öncesi dönemleri aydınlatmada yetersiz kaldığının gösteriyor.

 

Kültür Turizm Bakanlığı’nın kaynaklarına göre Düzce’nin tarihi ile ilgili söylenenler arasında, Antikçağ yazarlarından olan Herodot, Xenophon ve Strabon’un Düzce bölgesi ile ifade ettikleri bilgiler de yer alıyor. Bakanlığın internet sitesinde Düzce’nin tarihi ile ilgili verdiği bilgiler şöyle:

 

MÖ 1. binde Batı Karadeniz’de bulunan koloni kentlerden biri Diospolis (Akçakoca), bir diğeri Hypios Nehri (Melen) yakınlarında bulunan ikinci bir kent Hypia’dır.

 

Düzce İlinin de içinde bulunduğu bölge Herodot, Xenophon (Ksenofon) ve Strabon gibi Antik Çağ yazarlarına göre MÖ 1200-700 yılları arasında Trakyalı halkların yurdu olarak bilinmektedir. MÖ 6.yy. da Pers hükümdarı Darius tarafından Paflagonya, Frigya, Mariandinler ve Suriye ile birlikte Düzce’nin de içinde bulunduğu bölge 3. Satraplık Bölgesi (Pers İmparatorluğu’nda bir nevi eyalet sistemi) haline getirilmiştir. Makedon Kralı Büyük İskender tarafından MÖ 334 yılından sonra imparatorluğun sınırları içine alınan bölge, Kralın MÖ 323’te Babil’de ölümü üzerine imparatorluğun generalleri arasında bölünmesi sonucunda da Bithynia Krallığı’na dahil edilmiştir.

Bithynia, Anadolu’nun kuzeybatısında bugünkü Kocaeli Yarımadası’nın yer aldığı Antik bir bölgedir. Kuzeyinde Karadeniz, Doğuda Filyos Nehri (Billaios), batı ve güneybatıda Antik Phrygia Epictetus ile çevrilidir. Bölgede bugün Kocaeli, İznik, Yalova, Bursa, Bilecik, Sakarya, Düzce, Bolu ve Zonguldak illeri yer alır. Khalkedon (Kadıköy), Nikomedia (İzmit), Astakos (Başiskele), Kios-Prusias ad Mare (Gemlik), Apameia/Myrleia (Mudanya), Prusa ad Olympium (Bursa), Nikaia (İznik), Bithynion-Claudiupolis (Bolu), Herakleia (KDZ Ereğli), Otroia (Yenişehir), Modrene (Mudurnu), Malagina (Mekece), Agrilion (Bilecik), Kabaia (Geyve), Thynias-Apollonia (Kefken Adası), Dia-Diospolis (Akçakoca) ve Prusias ad Hypium (Konuralp) Antik kentleri bulunmaktadır. Düzce il sınırları içerisinde yer alan Prusias ad Hypium ve Diapolis Antik kentlerinde Helenistik ve Roma Dönemlerinin derin izlerini taşıyan arkeolojik veriler bulunmaktadır. Bu kentlerden biri olan Dia-Diapolis, MÖ 1.binde Karadeniz sahillerinde oluşturulan koloni kentlerden biridir.

 

Kentle ilgili olarak Yrd. Doç. Dr. Zeynel Özlü, 18 ve 19’ncu yüzyıllarda Karadeniz’de “Bir Kıyı Kenti Akçakoca” kitabının 31. ve 32. sayfalarında ‘‘Bithynialılar, Romalılar Döneminde Dia veya Diapolis olarak tanınan Akçakoca’nın hangi ilk çağ yerleşim bölgesinde ve ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir. Bölgenin 13. Yüzyılda Cenevizlilerin eline geçtiği sanılmaktadır.”

 

Hamdi Bingören, Müstakil Bolu Sancağı Salnamesi sayfa 214’te ‘‘Nahiye merkezinde kitaphane yoktur. Asar-ı Attika’dan üç hamam ile Cenevizliler tarafından kalmış olduğu anlaşılan sahili bahirde mürtefi bir hisar vardır.’’ İfadelerini kullanmış, Evliya Çelebi de, Seyahatname cilt: 2, sayfa 443’te ‘‘Çarşı içinde kiremitli ve emsalsiz bir mescidi vardır. Başka mescitleri ve kırk adet dükkanı vardır. Deniz kıyısında yetmiş adet mahzenleri vardır ki hepsi kereste ve çam tahtaları ile doludur.’’ İfadelerine yer vermiştir.

 

Bir diğer kent Prusias ad Hypium, MÖ I.binde Hypios nehir kenarında bir tepe üzerinde kurulan kent Nehirden dolayı Hypia, sonraki dönemlerde Kieros olarak anıldığı bilinmektedir. Antik Çağ yazarlarından Memnon’a göre Bithynia Kralı I.Prusias’ın (MÖ 237-192) Kioros kentini zapt ederek Herakleialılar’dan aldığını ve kentin adını Prusias Pros Hypios olarak değiştirildiğinden söz etmektedir. Roma Dönemi’nde Latin Kültürünün etkisinde kalarak Prusias ad Hypium adını alan kent, yoğun imar faaliyetleri neticesinde kent merkezinde sosyal yapılar oluşturulmuş ve sanat eserleri ile süslenmiştir. Atlı Kapı, Surlar, Su Kemerleri, Roma Köprüsü, Tiyatro, Helenistik ve Roma Dönemin’den kalmış önemli kültür varlıklarıdır.

 

Bölgede MÖ 297’de 1. Zipoites tarafından kurulan Bithynia Krallığı son kral 4. Nicomedes’in vasiyeti üzerine MÖ 74 yılında Roma İmparatorluğu’na devredilmiştir. Roma İmparatorluğu’nun MS 395’te ikiye bölünmesiyle bölge Doğu Roma İmparatorluğu sınırları içerisinde kalmıştır. Helenistik ve Roma Dönemi’nde refah içinde yaşamış bölge Doğu Roma İmparatorluğu Döneminde durgun bir döneme girerek varlığını sürdürmüştür. İlimizde bulunan iki Antik kentten günümüze Doğu Roma İmparatorluğu Dönemi’nden Ceneviz Kalesi dışında önemli kültürel varlıklar ulaşmamıştır.

 

Osmanlı İmparatorluğu Dönemi’nde Orhan Gazi’nin komutanlarından Akçakoca Bey tarafından 1319 yılında Akçakoca, 1323 yılında Konuralp Bey tarafından Konuralp İslam coğrafyasına katılmıştır. Fetih yapan beylerin adıyla anılan kentlerin giderek artan bir öneme haiz olduğu, yönetsel alanda değişiklikler geçirdiği Yrd. Doç. Dr. Zeynel Özlü’nün ‘‘Batı Karadeniz’de Antik Bir Kent’’ adlı kitabının 23. Sayfasında söz edilmektedir.

Düzce Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi’nin birinci sayısında yer alan, Düzce Üniversitesi Rektörlüğü Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Bölümü’nden Dr. Fatih Özçelik’in, 2013 yılında Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü'ne sunulan "Cumhuriyet Döneminde Düzce (1946-1960)" başlıklı doktora tezinden ürettiği çalışmasında, “Osmanlı Devleti Ve Türkiye Cumhuriyeti Döneminde Düzce’nin İdari Yapısına Genel Bir Bakış (1323-1960)” başlıklı bölümünde şu ifadeler yer almakta:

Türklerin Anadolu’ya gelişleri ile Düzce ve çevresi de Anadolu’nun yeni sahiplerinin yurt edindikleri yerlerden biri oldu. Türklerin fetihleri ile birlikte XI. yüzyıldan itibaren bölgede, Osmanlılar dönemine kadar, Selçukluların öncülleri, Selçuklular ve Türk beyliklerinin idaresi vardı (Koca, 2003). Osmanlıların giderek etkinliğini ve hakimiyet sahasını genişletmeye başladığı XIV. yüzyılın başlarından itibaren, Kocaeli yöresi ile birlikte Düzce ve havalisini de içine alan bir fetih hareketi başladı. Bu fetihlerin gerçekleşmesinde uç teşkilatının dinamik ve adem-i merkezi yapısı en önemli rolü oynadı. Dönemin kaynaklarında Osman Gazi’nin “silah arkadaşları” olarak nitelendirilen akıncı beylerinden Konuralp ve Akçakoca Beyler, Orhan Bey döneminde adı geçen yerin fethine memur edildi. Orhan Bey’in Bursa üzerine fethe giriştiği sırada Konuralp Bey de Akyazı, Konurapa/Konuralp (Düzce), Bolu ve Mudurnu’yu, Akçakoca Bey de Kocaeli ve Akçakoca’yı Osmanlı hâkimiyetine katmıştır (Şimşirgil, Türkler, c.9). Düzce’nin Osmanlı hakimiyetine girdiği bu dönemde idari yapılanmasında yarı bağımsız hareket eden akıncı beylerinin varlığı şekillendirici oldu. Nitekim Osmanlı Devleti’nin bilinen merkezi yapılanması ve anlayışına rağmen ilk fetih süreci adem-i merkezi bir özellik taşır. Bu çerçevede  fetheden komutanın adı yöreyle özdeşleşti ve Düzce uzun yıllar "Konrapa" ve "Konuralp İli" olarak anıldı.

Kaynak: Editör: Haber Düzce Ekibi
Etiketler: Düzce'nin, Tarihine, Bir, de, Böyle, Bakın,
Yorumlar
Haber Yazılımı