DEKANLARIN BAŞINI YAKAN ZİYARET
Düzce Üniversitesi Akçakoca Turizm Fakültesi Dekanı Prof.
Dr. Oğuz Kara ile Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Recai Aydın, CHP
Akçakoca İlçe Başkanı Tuğrul Abanoz’u ziyarete gitmişler. Akçakoca’da
üniversite eliyle yapılan güzel işleri konuşmuşlar, karşılıklı çay içip nezaket
cümleleri kurmuşlar. Ama gelin görün ki bu samimi sohbet, iki hocanın da
dekanlık koltuğuna mal oldu.
Şimdi eğri oturalım, doğru konuşalım. "Devlet kurumuna,
hele ki üniversiteye siyaset bulaşmasın." deriz, doğrusu da budur. Ama bu
kuralın ne kadar sağlıklı işlediği tartışma konusudur. Yine de iki profesörün,
ortalığın toz duman olduğu bir dönemde CHP binasına girmesi zaten tek başına
gündem olmaya yeterdi.
Biliyorsunuz, Akçakoca Belediye Başkanı Fikret Albayrak,
"irtikap" iddiasıyla tutuklanıp görevden uzaklaştırılmıştı.
İlçe başkanı, yaşanan süreç nedeniyle ziyaret ve
etkinliklere katılımı azalttıklarını belirtince, konu dönüp dolaşıp tutuklu
başkana gelmiş. Bu noktada misafir akademisyenlerden Akçakoca Turizm Fakültesi
Dekanı Prof. Dr. Oğuz Kara, ziyaretlerinin Albayrak’ın tutukluluk süreciyle
ilişkilendirilmemesini özellikle vurgulamış.
“Bu işin siyasi tarafına girer biz bunu sizle konuşmayalım.”
diyerek kameralar önünde kendince bir uyarı yapmak isteyen CHP’li Abanoz’a
yanıt veren Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Recai Aydın ise “Bizim
siyasi bir pozisyonumuz yok. Burada bir realite var, bir vicdani sorumluluk
var. Hiç yokmuş gibi davranmak etik gelmedi, üzüldük tabii." diyerek
kendilerince hem insani bir üzüntüyü paylaşmış hem de "Biz siyaset
üstüyüz" mesajı vermiş.
Ama sen misin bunu diyen? Üniversite yönetimi bu lafları
duyar duymaz iki dekan için sıkntılı süreç başlamış! Alanlarında parmakla
gösterilen bu iki hocanın bir günde görevden alınmasına isyan eden CHP İlçe
Başkanı Tuğrul Abanoz da sosyal medyadan Rektör Prof. Dr. Nedim Sözbir’e
seslendi ve "Bu kararın arkasındaki gerçek sebebi çıkıp açıklamak
zorundasınız!" dedi.
Gelin şimdi bu resme iki taraftan bakalım…
Birincisi, üniversitenin en tepesindeki isimler açılış,
program ve etkinlik dışında da AK Partililer ile yan yana geliyor, fotoğraflar
veriyor, kimsenin gıkı çıkmıyor. E, bu ülkenin profesörü ana muhalefet
partisini ziyaret edip, insani bir temennide bulununca mı suç oluyor? Adamlar
bas bas bağırıyor, "Biz devletin üniversitesiyiz, siyasi pozisyonumuz
yok." diye. Şimdi insan sormadan edemiyor, bu hocalar AK Parti İlçe
Binası'na gidip benzer cümleler kursalardı, sonuç böyle mi olurdu? Yoksa görmezden mi gelinirdi?
İkincisi, eyy CHP’nin aksiyonu eksik olmayan ilçe başkanı...
Tamam, hocalar ayağına gelmiş, güzel bir nezaket göstermiş. Ama sen ne diye
kalkıp bu hassas ziyarete basını davet edersin? Kameraların, teyplerin açık
olduğu yerde konuşulan her lafın manşet olacağı gün gibi ortada. Yılların
siyasetçisisin, "Yahu ortalık zaten yangın yeri, benim partimin belediye
başkanı tutuklu, bu adamlar buraya gelmişken basının önünde zor durumda
kalırlar, başlarını yakarız!" diye hiç mi düşünmedin? Hoş, basını çağırmayıp
kendi aranızda otursanız, sadece bir fotoğraf paylaşsanız bile belki yine bir
kulp bulunabilirdi, orası ayrı. Ama sen de bu hamlenle
resmen ateşe odunla gittin.
Lafın kısası, ortada iki akademisyenin vicdani bir temennisi ve bir siyasetçinin bunu basına açık yaparak yarattığı bir iletişim kazası var. Her ne kadar "Yok artık, bu kadar da olmaz!" desek de, aslında hiçbirimizin şaşırmadığı günlerden geçiyoruz. Olan yine işini gücünü yapan iki değerli bilim insanına ve üniversitenin saygınlığına oldu.
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.